« Önceki |

24/3/2007

Cam Kırıklarıydı Alıp Götüren...

 

Tarih : 08.09.2006 CUMA                  Saat : 03:56

Adımını kapıdan attığı anda yüreğini tutsak bir huzursuzluk kaplamıştı.Oda bomboştu…Aslında belkide pek çok şey vardı.Göremiyordu…Tekrar kapayıp açtı gözlerini.Herşey yerine oturmuştu.Artık görebiliyordu…Bir bardak su içmeliyim dedi kendi kendine.Mutfağa doğru sıklaştırdı adımlarını.Dolabı açmak istedi.Tam kapıyı açacaktı ki soğuk su içmekten vazgeçti.Musluğu kavradı bu defa.Su sesi ona denizi hatırlatmıştı.Onunla hep denizi düşlerdi.Deniz kadar güzeldi.Dalgalar gözleriydi sanki.Yanakları su damlaları…Deniz kızları kadar anlamlı bakardı.Ruhu bir perinin yüreğiydi.Sahil kenarına gitti ardından.Onun ellerini rüzgar,sesini bir kum tanesi yapmıştı.Bardağın taşmasıyla geldi kendine.Akan sular onu oralardan alıp olduğu yere çivilemişti.Kavramak istedi bardağı.Sanki beyni hükmedemiyordu ellerine.Tutamadı.Bardak parça parça olmuştu.Bir adım atmak istedi.Cam kırıkları sadece ayağını değil yüreğini de parça parça etmişti.Kanı akıyordu…Yüreğinin acısı ayağını unutturmuştu bile.Yerde sürürken ayağını bir silulet belirdi duvarda.Sadece sessizce baktı ve devam etti yoluna.Televizyonun karşısına gelmişti.Onu da es geçti.Ayağını sürürken ellerinin kanadığının farkına bile varmamıştı.Biraz daha dedi ve yürüdü kapı aralığına kadar.Artık gökyüzünü görebiliyordu.Saatin kaç olduğunun da farkında değildi.Hava kararmıştı ve ılık bir yağmur başlamıştı.Kendini bitkin hissediyordu artık.Geriye döndü ve tekrar bakmak istedi.Oda bomboştu…Ardından dudaklarına ılık bir su damlası düştü.Onun yanaklarını öpmüştü.Rüzgar sanki sadece kendine esiyordu.Kapıdan ıslanmış bir toprağın önüne kadar rüzgar ellerinden tutup getirmişti.Ellerini tutmuştu.O an sanki sadece kalbi vardı.Ayakları taşıyamaz hale gelmişti yorgun bedenini.Boylu boyunca uzandı toprağa.Hep o dediği deniz öldürmüştü kendini.Belki deniz yoktu ama su damlaları inadına vuruyordu yüzüne.Sabahın ilk ışıklarına kadar orada kaldı bedeni…Bir siren onu da alıp götürmüştü acının bilinmeyen yerlerine…Doktorlar acı haberi söylediğinde artık o yoktu.Kan kaybından ölmüştü...Yüreği kan kaybından öldürmüştü onu…

8/3/2007

Siyahın Matemi...

 

                        25.02.2007                       PAZAR                            05:32

Gözkapaklarımın ağırlaştığı yerde serseri kurşunlarla sevdim seni...Balkonumdaki yıldızlara astım sesini...Roman yaptım ellerini,gözleriniyse yeni başlanmış bir içki şişesi...Bir ağaç kabuğundaki güneşin doğayla özlemi oldu güneş tellerinden bıkmış yitik hatıralarım...Sonra hatıralarım oldun...Tekrar geldin...Umuttu adın...Diğer yarınsa beklentisiz bir Ay ışığı...Ay`ı şahit ettim sana,umuduysa kayıp.Kayıpları aradım Ayda,seni ise kaybettim yüreğimdeki her enkazda.Cümlesiz bir hayattaki yüklemdin gecelerce aradığım ellerinde.Bembeyaz bir sabahtın belkide gündüze uyanan gecelerin içinde.Boşver be umudum.Boşver...Bu hayatta bizler hep masumane çocukların çile çeken dünyasıydık.Aslında dünyayıda,çocuklarıda katlettiler sıcak bir yaz soğuğunda.Elleri kanlı katillere hapsettiler sevgi sözcüğünü.Yoktun...Belkide gitmiştin gözlerimdeki buğulu camların ardından...Sendeki eylemleri sende toplarken gitmiştin...Bir sonraki güne bir önceki senle uyanırken gitmiştin...Hayallerimi hep gidişlerine sordum ben,umut yüklü günlerdeki hayallerinin gidişlerine...Gidişatın aslında akan bir nehrin girdabınaydı...İzin vermedin.Tutamadım yüreğini kaybolurken...Bu yolculuk olacaktı belkide seni sana,beni ise bilinmezliğe yaklaştıran .Nehrin akıcılığına kaptıracaktın belkide elindeki tüm papatyaları.Belkide beni hiç almayacaktın gözlerinin dokunduğu yere...Satacaktın belkide mavi gördüğün tüm denizlerdeki gözyaşlarını...Kırmızıyı isteyecektin ardından...Giderken ardından bıraktığın kan kırmızısı ellerini...Kırmızı hep cesurdur,hep akar biryerlere,hayattır belkide bir dilencinin yüreğinde.Sen cesaret edemedin be umudum kırmızıyı taşımaya...Kırmızıyı koyamadın yüreğinin akarsularına.Onun yerine belkide siyahtı isyanına ortak olan...Siyahı bıraktın ardından...Gece yüzüne çarpan,ölüme ve umutsuzluğa en yakın olan siyahı...

20/2/2007

Çaresiz...

Saat: 02.10                        Tarih: 12.10.2006 Persembe

 

Birgün iki yaprak konusmaya baslamislar.Isin aslini söylemek gerekirse pekte hoslanmamislar birbirlerinden.Havanin sicakligindan,topragin verimsizliginden sikayet edip baslamislar sohbete...

-Dünya ne kadar aci degil mi.?

-Güldürme beni,hersey cok güzel.

-Güzel olan ne.?

-Hersey,baksana etrafina.Henüz dökülmedik bile.Tadini cikar hayatin.

-Hayat ve tadini cikarmak.Bana cok uzak bunlar.

-Neden bu kadar karamsarsin.?

-Yapragim gitti...

-Üzücü.Ama yasaman lazim.

-Bende yasamak istedigim icin kiziyorum ztn kendime

-Nasil yani.?

-Bak sen dökülmüyorsun,herzaman varsin.Ama ben birgün dökülüp gidecegim.

-Neden zamani zamaninda durdurmuyorsun ki...

- ?

-Yasamayi denedin mi hic.?Hic dökülmeyecek gibi yasadin mi.?

-Ama birgün dökülecegim.

-Bunun agac farkinda mi.?

-Hayir.O suyla ugrasiyor.Henüz söylemedm.

-Söylemede...!

-Neden.?

-Birak yasasin.

-Yasiyor ztn.

-Peki simdi ne yapacaksin.?

-Dökülmeyi bekleyecegim

-Yapma be dostum.

-Ben yapmiyorum.Kendiliginden oluyor hersey.

-Ama sende izin veriyorsun.

-Hava bile unuttu beni.Günes sana isik saciyor.O da terk etti beni.Sen olsaydn ne yapardin.?

-Yine de dökülmezdm.

-Hergün susuz kalmayi,hergün bi parcanin kopmasini hissettin mi hic.?

-Seni izlerken yaktilar her tarafimi.

-Bak ateste bize karsi.

-Hayir,kücük bir cocugun elinden cikti yangin.Kizamadim bende

.-Kimseye kizamiyorsun ki zaten...!

 

O sirada yarali bir güvercin bir haber getirip önlerine kanlar icinde yigildi.Rüzgar yaklasiyordu...

 

-Gördün mü bak yaptigini...!Ölüm sevdan yüzünden yine rüzgar geliyor.Bu defa kim koruyacak bizi bakalm...

 

Bunu dedigi anda rüzgar esmeye baslamisti bile.Yaprak hic direnmeden rüzgarin kendisini ormanin derinliklerine götürmesine izin verdi.Digeri ise suya kapilmisti.Rüzgar yapragi ormanin tam ortasinda bir gül bahcesinin icine kadar sürükleyip birakivermisti.Heryer cok güzeldi.Kimse konusmuyordu.Ama gözlerinin ici gülüyordu.Rüzgar hala ilik ilik yüzüne esiyordu.Mutsuzlugunu ölüm sessizliginde öldüren rüzgar,sevdasini serpmisti yapragin yüregine.Yapragi gitmisti ama onun yerine hayatini da agacini da suyunuda bulmustu.Rüzgara yaprak icten bir öpücükle tesekkür etti ve kendini sadece rüzgarin sürükleyip,parcalayacagina söz verdikten sonra rüzgara karsi tüm gücüyle yürümeye basladi........

5/2/2007

Gidiyorum...

 

03:49        26.06.2006            PAZARTESİ              

Gidiyorum…Bu şehirdeki herşeyi,herkesi bırakıp gidiyorum…Tüm dostlarımı Allah`a emanet ediyorum.Tanrı`nın gazabını kendimde hissederek gidiyorum…Bu şehir bensiz olacak artık.Adana ben olmasamda mutlu olur,ben olmasamda yaşar insanlar…Farklı yerlerin mevsiminde soluyacağım nefesimi.Dört mevsim seni arayacağım gittiğim her yerde.Boğulacağım…İnsanların arayışları ve yıkılışları boğacak beni…Bir başıma kalacağım ıssız çiçeklerin gölgelerinde.Yitip gidenlerin ardından gözyaşlarımı daha fazla dökeceğim.Daha fazla arayacağım hüzünlü gözlerini.Gidişler bozmadı beni be biricik.Biraz daha alıştırdı acıların simsiyah ellerine.Gece mavisi umutlara biraz daha sıkı tutunmayı öğretti.O umutlarda sen vardın çünkü.Senin bembeyaz saflığın ve gülen gözlerin vardı.Çok aradım seni,çok inatlaştım hayattaki kendimle.Senden başka çıkar yol bulamadım.Senden başka hayat tadamadım.Titriyor be biricik artık tüm vücudum.Ellerim…Gözlerim…Gözbebeklerim… Zamana boylu boyuna uzanmıştım.Ruhumu uzak bir kumsalda sen yakıyordun.Her kum tanesiyse kocaman bir ömür olup zorluyordu hayatın kapılarını. Gıcırtıyla açılan kapıdan ise sen çıkıyordun.Her yerde,tüm bedenlerde sen…Bakılan,görülen ama hissedilemeyen… Biricik gülümse hadi bana oralardan.Utangaç gülümsemeni savur rüzgarlara.Savur ki ulaşsın uzak diyarların anlamsızlığına,savur ki kendimde bile seni bulayım.Adressiz rüzgarla anlatayım derdimi.Sonra tekrar tekrar sende kaybolayım.

Yolların düzenbazlığında bir çukur çıktı önüme.Atlayayım dedim.Tam ortasındaki lanetlilerin içinde buldum kendimi.Çırpınırken sen çıktın önüme.O kadar umutluydu ki bakışların…İçinde sanki tüm saflıklar vardı…Sanki tüm güzellikler sendeydi…Biricik saçlarının arasıdaki bir papatyanın solmadan önceki son çığlıklarını duyabiliyor musun.?Bırakma beni,gitme demiyor mu.?Bırakan ve giden her şeye umutla bakmak sana bakmak olsa gerek.Cennet ve Cehennemi bir arada bulmak senin o tatlı gülüşün demek…Yüzün ise kaybolmamak için direnen bir kelebek…Son nefesim ise Azrail`in bana ve benim sana olan sayısız özlemimin içinden çıkan bembeyaz bir kefen…

 

 

 

 

Ölümün sıcak kolları nasıl olsa bir gün gelip beni benden alacak.O yüzden umutlarımdaki sana artık biraz daha sarılıyorum…

23/1/2007

Bir Kaza...

 

22:39 14.11.2005 PAZARTESİ
Bugün herşeyin üzerime geldiği bir saatte dışarı çıktım ve attım kendimi bir otobüsün içine.Nereye gittiğim önemli değildi.Gidiyordum nasıl olsa...Beynimdeki silik düşüncelerle boğuşmaya çalışırken radyodan bir şarkı yükselmeye başladı.Tutun kollarımdan düşerim şimdi,yalnızım dostlarım yalnızım yalnız...Tutunmaya çalıştığım yere biraz daha sıkı sarıldım.Dişlerimi sıkınca ağzımda tüm geçişsizlikleri ezmeye çalıştığımı fark ettim.Başımı çaresiz öne eğdim ve gözlerimi kendilerine bıraktım.Şarkı devam ediyordu.O eski halimden eser yok şimdi,ızdırap içinde yorgunum şimdi...Ne dersin biricik...?Eski halimden eser var mıydı...?Eskiyle yeni birbirine benziyor muydu...?Hiç dinlemezdim böyle şarkılar,hiç bir otobüs koltuğunda ezilmemiştim.Aniden cebimdeki telefonun çaldığını hissettim.Elimi cebime götürüp çıkardım telefonu.Hiç arayan yoktu,Anlaşılan yine önümde telefonun saati vardı.Saate baktım ve epey geç olmuştu.Bu sırada radyodan son şarkı sözlerinide duymaya başladım.Yalnızım dostlarım yalnızım yalnız...Bu sözlerden sonra bir suskunluk sardı her tarafı.Herkes susuyor,susuyordu.Şöförün vites değiştirirkenki sesinden başka ses yoktu.Tüm suskunluğun içinden yine sen çıkıp gelmiştin düşüncelerime.Olduğum yerde uyuyakalmışım.Bir ara gözlerimi aralamaya çalıştım,insan çığlıkları duydum o sırada.Tekrar dalmışım.Rüyamda seninle beraber bir uçurumdan el ele atlıyorduk.Ama sadece rüyaydı işte.Söylesene biricik nereye kadar benimle beraber gelirdin...?Gözlerime ne kadar bakardın...?Sende mi bırakıp giderdin yoksa...?Gözlerimi tamamen açtım bu defa.Gözümün önünde parlak bir ışık gördüm.Ses çok uzaklardan geliyordu sanki.Ama aslında aynı zamanda çok yakın gibiydi.Sadece birkaç kelime duyabildim.Kararsız ve bembeyaz bir umuttu o senin için,sen elinden geleni yaptın.Söyle burda daha beklicek misin...?Sonuna kadar dedim ve o ışık ansızın kayboldu.Nerden bilirdim ki otobüsün kaza yapıp son kez seni görmeden öldüğümü...

 

 

 

BiG_LoVeR

Kategorilerim

    Bağlantılarım

    Blogcu ile yapıldı